İLETİŞİM

Devre Mülk Sözleşmeleri ( Devre Tatil)

Yazı İçeriği

Günümüzün karmaşık yaşamı ve ağır iş yükü altında oldukça yıpranan insanlar için tatil artık bir lüks değil zorunluluk haline gelmiş durumda. Özellikle ülkemizin üç tarafının denizlerle kaplı olması, geniş yayla alanlarının bulunması ve nihayet zengin kaplıca imkanları tatil olanaklarını arttırmaktadır.
Ülkemiz uygulamasında en sık başvurulan tatil araçlarından olan devre mülk sistemi bir taşınmazın bir taşınmazın yılın belirli dönemlerde birden çok kişi tarafından dönüşümlü olarak kullanımına imkân sağlayan devre mülk ilişkisidir (Devre Tatil Sözleşmesi)
Devre mülk sistemi 20. Yüzyılın ortalarında ABD ve Avrupa’da ortaya çıkmış ve sonrasında tüm dünyaya yayılmış bir tatil sistemidir.
Bugün ülkemizde pek çok kişi tatil ihtiyacını devre mülk sözleşmeler aracılığıyla gidermektedir. Bilindiği üzere her yaşantı beraberinde hukuki riskleri de getirmektedir. Gerçekten de günümüzde tüketicilerle akdedilen devre mülk sözleşmelerinden kaynaklı pek çok sorun doğmakta, pek çok tüketici bedelini ödemesine rağmen hizmetten faydalanamamakta, tüketiciye sunulan sözleşmeler kanuna aykırı şartlar içermekte ve nihayet korunması gereken kesim olarak kabul edilen tüketiciler mağdur olabilmektedir.
Devre Mülk Sözleşmesinin Şartları ve Önemli Hususları Nelerdir? (Devre Tatil İlişkisinde)
Sözleşmenin kurulmasından en az bir gün önce tüketiciye ön bilgilendirme formu verilmesi zorunludur
Devre mülk sözleşmesinin (devre tatil sözleşmesinin) anlaşılabilir bir dille en az 12 punto büyüklüğünde düzenlenmesi zorunludur.
Hazırlanan sözleşmelerin tüketici tarafından imzalanması yeterli olmamakta, sözleşmenin imza edilme tarihinin de tüketicinin el yazısı ile yazılması zorunludur.
Sözleşmeyi akdeden tüketicinin 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir bedel ödemeden sözleşmeden cayma hakkı bulunmaktadır.
Sözleşmeye taraf olan tesis, otel ve sair kuruluşlar 14 günlük cayma süresi dolmadan tüketiciden hiçbir bedel ödemesini isteyemezler. Tüketici de cayma süresi içerisinde ödeme yapmak zorunda değildir.
Uygulamada satıcı ya da sağlayıcı tarafın borcu teminat altına almak gayesi ile talep ettiği nama yazılı senedin cayma süresi içerisinde alınmış olması durumunda bu senet hukuki sonuç doğurmaz
Cayma hakkını kullanan tüketici bu süre içerisinde hizmetten faydalanmış ise tüketiciden bu hizmetin bedeli istenemez. Örneğin hizmetten 13 gün yararlanan tüketici cayma hakkı süresinin son gününde sözleşmeden caydığında kullanımda olduğu 13 günün bedeli kendisinden istenemez. Buna rağmen tüketiciden bir bedel alınmışsa gerçekleştirilecek hukuki işlem ile bedelin iadesi sağlanır.
Tüketicinin kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak eksik bilgilendirildiği hallerde cayma süresi 14 gün değil 1 yıldır. Örnek verilecek olursa eğer bir tesis veya otel tüketiciye sözleşmenin imzalanmasından en az bir gün önce ön bilgilendirme formu vermemişse tüketicinin cayma süresi 1 yıl olarak kabul edilir.
Tüketicinin şartları oluşmamasına rağmen veya belirtilen süreler geçtikten sonra sözleşmeden dönmesi durumunda, tüketici satıcı veya sağlayıcıya %2 oranında bir tazminat ödeme borcu altına girebilir.
Devre tatil sözleşmesi bir kişisel hakka ilişkin ise daha somut olarak sözleşme yalnızca belirli taşınmazın belirli zamanlarda kullanılmasına ilişkin ise sözleşme adi yazılı şekle tabidir.
Devre tatil sözleşmesinde sözleşmeye konu taşınmazın ya da hissenin satılacağı belirtiliyor ise bu sözleşmenin resmi şekle uyularak yapılması zorunludur. Bir taşınmazın satışını ya da satışının vaat edilmesini konu alan sözleşmelerin Türk Medeni Kanunu ve Noterlik Kanunu’nun ilgili maddelerine göre resmi şekilde yapılması zorunludur.
Eğer sözleşmede konaklamaya ek olarak restoran, bar, kafe ve seyahat hizmetlerinin de verileceği yazılı ise bu sözleşme devre tatil sözleşmesi olarak nitelenemez. Uygulamada pek çok sözleşmede tüketiciye konaklama ile birlikte yeme, içme ve alkollü içki hizmetinin verileceği yazılmasına rağmen sözleşme başlığı devre mülk sözleşmesi olarak yazılmaktadır. Bu tür sözleşmelerin ifasında bir uyuşmazlık yaşandığında Mahkemece sözleşmenin taraflarca nasıl adlandırıldığına bakılmayacak bu sözleşmenin Uzun süreli tatil hizmeti sözleşmesi olduğu kabul edilecektir

Devre Mülk Sözleşmesine İlişkin Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkeme Hangisidir?

Bu uyuşmazlıklara konu işlemler tüketici işlemi niteliğinde olduğundan görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Bulunulan ilçede Tüketici Mahkemesi olmaması durumunda dava Asliye Hukuk Mahkemesine(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) açılır.

Devre Mülk Sözleşmesine İlişkin Uyuşmazlıklarda Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Bilindiği üzere genel yetki kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Ancak Tüketici Hukuku ilkeleri genel düzenlemelerden ayrık hükümler içermektedir.
Tüketici Davaları tüketicinin yerleşim yerinde açılabilir. Hukuken yerleşim yeri kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Örneğin tüketici (A) bu davayı kısa süreli olarak bulunduğu başka bir ilde açamaz.

Dava ayrıca davalı otel, tesis ve sair kurumun yerleşim yerinde de açılabilir. Gerçek kişilerin olduğu gibi tüzel kişilerin de bir yerleşim yerleri bulunmaktadır. Eğer davalı tüzel kişiliğe sahip bir kurum ise bu durumda dava tüzel kişinin merkezinde eğer işlem tüzel kişinin şubesi ile yapılmış ise şubenin bulunduğu yerde de açılabilir. Ancak tüketiciye en uygun olan kendi yerleşim yerinde dava açmak olacaktır.
Öz olarak ifade etmek gerekirse Tüketici Davaları aşağıda sayılan herhangi yerde açılabilir.
Tüketicinin yerleşim yeri
Davalının yerleşim yeri
Davalı Tüzel Kişi ise şirket merkezi
İşlem şirket şubesi ile yapılmış ise şubenin bulunduğu yer

Tüketici Davaları İçin Ne Kadar Mahkeme Masrafı Gerekir? (Yargılama Giderleri)

Bilindiği üzere tüketiciler harçtan muaftır. Bu sebeple dava açacak olan tüketiciler sadece gider avansını mahkeme veznesine yatırırlar. 2021 yılı ortalama mahkeme masrafı** 530 TL’dir.

Tüketici Davaları Ne Kadar Sürer?

Şüphesiz ki bir davanın ne kadar sürede sonuçlanacağı pek çok faktöre bağlıdır. Yargılamayı yürüten mahkemenin iş yoğunluğu, dosya taraflarının işlemleri usulüne uygun ve zamanında yapması gibi durumlar bu faktörlerden bazılarıdır. Ancak genel nitelikte bir cevap vermek gerekirse basit yargılama usulüne tabi olan tüketici davalarında dava ve cevap dilekçesinin verilmesi, bir önce inceleme duruşması, delillerin değerlendirildiği iki tahkikat duruşması ve nihayet sözlü yargılama duruşması olmak üzere yargılama ortalama 9 ile 12 ay arasında sürebilmektedir***

Tüketici Davalarını Neden Avukat ile Takip Etmeliyim?

Tüketici Davalarında basit yargılama usulü uygulanır. Bu usulde davacı ve davalının tek dilekçe hakkı bulunmaktadır. Bu sebeple tüm iddia ve delillerin bu dilekçede kronolojik bir sırayla ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun madde 194 düzenlemesine uygun olarak kaleme alınması zorunludur. Basit yargılama usulünde kişilerin tek dilekçe dışında dilekçe hakları bulunmadığından dosya arasına sunulacak bu dilekçenin hukuken eksiksiz olması zorunludur. (İstisnaları: Islah ve HMK 27)
Hukukun kendine özgü bir dili, sistematiği ve işleyişi bulunmaktadır. Bu sebeple ki Özel Hukuk Yargılamalarında dilekçede kullanılan her ifade ve tabir büyük önem arz etmektedir. Özellikle avukatsız olarak takip edilen davada davacının dilekçeleri usulüne uygun hazırlama ihtimalinin pek az olması, tüm duruşmaları takip etmek zorunda olması, duruşmaya getirilen tanıkların etkin olarak sorgulanmasının birikim gerektirmesi ve nihayet yargılama tecrübesine sahip olmamanın kişilerin üzerine bindireceği stres dosya tarafları açısından çekilmez durumlar yaratabilmektedir. Bu sebeplerle bir Avukat aracılığı ile temsil edilmek yargılama sürecinin teminat altına alınmasını sağlayacaktır.
*Bu yazı 6502 sayılı TKHK kapsamında düzenlenen ve kişilere şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmelerini kapsamaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesindeki hukuki ilişkiler yazının kapsamında değildir.
**Belirtilen tutarlar tahmini ve ortalama olarak verilmektedir. Davada bilirkişi incelemesinin birden çok yapılması, davalı sayısının fazla olması ve nihayet dinlenecek tanık sayısı mahkeme masraflarının (yargılama giderlerinin) artmasına sebep olacaktır
***Bu süre ilk derece mahkemesinde gerçekleştirilecek yargılamalara ilişkin tahmini ve ortalama bir süredir. İstinaf ve olası bir Temyiz aşaması süreye dahil edilmemiştir. Birden fazla bilirkişi incelemesi yapılması, varsa taraf tanıklarının dinlenmesi, mahkeme hakiminin izinli ya da mazeretli oluşu, olağanüstü durumlar bu sürenin belirlenmesinde dikkate alınmamıştır.

15.02.2021

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Email

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Makaleler

İçeriklerin izinsiz kopyalanması, paylaşılması yasaktır!