İLETİŞİM

Hukuk Davalarında Keşif

Yazı İçeriği

Genel Olarak Keşif

Bilindiği üzere her dava bir hak iddiasına dayanmaktadır. Hak iddiasının tarafları olan davacı ve davalı dava konusu hakkında bizzat bilgi sahibidir. Ancak bu iddia ve uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak hâkim hem tarafları tanımamakta hem de uyuşmazlık hakkında yeterli bilgi sahibi değildir.

İşte bu gerçek göz önüne alınarak keşif müessesesi ihdas edilmiştir. Yargılamayı yürütecek ve karar verecek olan hâkim keşif ile birlikte uyuşmazlık konusu hakkında bizzat bilgi sahibi olacak, taşınmazı ya da dava konusu aracı görecek ve böylelikle önüne gelen uyuşmazlığı maddi gerçeğe en uygun şekilde çözümleyecektir. Böylelikle keşfin ana amacı Mahkemenin önüne gelen vakıa ve iddialara tam anlamıyla hakim olmasıdır.

Keşif Kararının Verilmesi

Yukarıda da değindiğimiz üzere Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bilgi sahibi olabilmek için keşif kararı verebilir.

Hukuk davalarında kural olarak taraflarca getirilme ilkesi uygulanmaktadır. Yani davayı açan ya da bu davaya karşı savunma yapan taraf hangi vakıalara dayandığını ve bu vakıaları hangi delillerle ispat edeceğini dilekçesinde belirtir. Taraflar dilekçelerinin deliller kısmında keşif deliline de dayanmış ise Mahkemece keşif kararı verilecektir. Bazı durumlarda taraflarca keşif deliline dayanılmamış olsa da Mahkemece keşif kararı verilebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun madde 31 düzenlemesi uyarınca hâkimin davayı aydınlatma görevi bulunmaktadır. Bu görev uyarınca hâkim keşfi zorunlu görüyor ya da davanın aydınlatılması için önemli görüyorsa keşif ara kararı verebilecektir.

Hukuk davalarında keşif kararı kural olarak ön inceleme aşamasının ardından verilecektir. Yani önce dilekçeler aşaması ve ön inceleme duruşması icra edilecek ve ardından tahkikat aşamasına geçilecektir. Tahkikat duruşmasında da Mahkeme tarafından keşif kararı verilecektir. Eğer taraflardan birisi mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadı ise keşif tarihi kendisine tebliğ edilmeyecektir. Ancak tarafın duruşmaya katılmaması geçerli bir mazerete dayanıyorsa hukuki dinlenilme hakkı ve keşfin en iyi şekilde yapılabilmesi için keşif gününün bu tarafa tebliğ edilmesi gerekir.

Keşifte Yapılacak İşlemler

Mahkemece belirlenen keşif tarihinde Hâkim, zabıt kâtibi, mübaşir ve gerekli görülen bilirkişilerce keşif mahalline gidilir. Özellikle taşınmazın aynına ilişkin davalarda, el atmanın önlenmesi (Meni müdahale), kadastro davalarında tanıklar keşif mahallinde dinlenmelidir. Çünkü bu davaların temeli taşınmaza dayanmakta olup tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi hem Mahkemenin delillere tam anlamıyla vakıf olmasını sağlayacak hem de davacı ve davalı iddialarını Mahkemeye en somut şekilde aktaracaktır.

Yine keşif işlemi için uyuşmazlık konusu yere götürülen bilirkişiler de keşif mahallinde dinlenebilir. Bilirkişiler keşif mahallini inceleyecek, bu yerin fotoğraf ve videolarını çekecek ve daha sonra yaptıkları tespitleri dava dosyasına sunacaklardır.

“Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği hususları sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, yapılan keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir T.C YARGITAY 16.Hukuk Dairesi Esas: 2019/ 1551 Karar: 2021 / 5422 Karar Tarihi: 17.06.2021”

Taşınmaz Davalarında Keşif

Uygulamada keşif kararına başvurulan uyuşmazlıkların başında taşınmazları konu alan davalar gelmektedir. Tapu iptal ve tescil, arsa payının düzenlenmesi, el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kadastro davaları gibi davanın merkezinde taşınmazın yer aldığı işlerde keşif yapılması, taşınmazın ve durumun hâkimce bizzat görülmesi zorunludur. Özellikle bu tür davalarda tanıkların duruşmada değil de keşif esnasında dinlenmeleri oldukça önemlidir.

“Somut olayda, davacı, dava konusu 213 ada 5 parsel sayılı taşınmazda 1 nolu bağımsız bölümü 1986 yılından beri kullandığını beyan ederek, tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuş, Mahkemece, dava konusu taşınmaz yerinde görülmeden, tanıklar duruşmada dinlenilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Az yukarıda da bahsedildiği üzere, uyuşmazlığın giderilebilmesi için davanın niteliği gereği keşif yapılması zorunlu olduğu halde keşif yapılmadan, taşınmazın aynına ilişkin davalarda tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi kuralı da ihlal edilerek kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmazın başında keşif yapılarak tanıkların taşınmaz başında dinlenilmesi ve toplanmış deliller çerçevesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Bu husus düşünülmeden yazılı olduğu üzere karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. T.C YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2018/ 12705 Karar: 2020 / 1489 Karar Tarihi: 18.02.2020”

Keşfe Yetkili Mahkeme

Keşif, davaya bakan mahkemece icra edilir. Keşif konusu, mahkemenin yargı çevresi dışında ise inceleme istinabe suretiyle yapılır. İstinabe durumunda yargılamayı yürüten Mahkeme diğer bölgedeki Mahkemeye bir talimat yazmakta ve keşif işlemleri keşif konusu yerin olduğu Mahkemece yapılmaktadır. Örneğin Adana ilinde açılan bir davada keşif konusu yer İskenderun ilçesinde ise Adana Mahkemesince İskenderun Mahkemesine müzekkere yazılacak ve keşfin yapılması istenecektir.

Keşfe Katlanma Zorunluluğu

Taraflar ve üçüncü kişiler keşif kararının gereğine uymak ve engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadırlar. Örneğin taraflar Mahkeme heyetince keşif mahalline gelinmesi durumunda Mahkemenin keşif alanına girmesini engelleyici davranışlarda bulunamaz. Yine eğer keşif konusu mal bir kişinin elinde bulunuyor ise Mahkemeye bu malı teslim etmekle yükümlüdür

 Keşif yapılmasına taraflardan birinin karşı koyması halinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen taraf ise bu delilden vazgeçmiş; diğer taraf ise iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılır. Ancak hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu hükmü uygulamayabilir. Keşif, üçüncü kişi için uygun olan zamanda yapılır. Keşif zamanı ve yeri üçüncü kişiye bildirilir. Gecikmesinde zarar umulan hallerde bildirim yapılmaksızın keşif icra edilir. Keşfe karşı koyma halinde hâkim, üçüncü kişiyi karşı koymanın sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder; gerektiğinde zor kullanılmasına karar verebilir. Ancak, üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilir

Keşif Ücreti Keşif Avansı

Keşif işlemi için yapılacak masraflar için delil avansının dosyaya yatırılması gerekmektedir. 2023 yılı için belirlenen keşif avansı 1.274,90 TL’dir. Ayrıca keşif ve bilirkişi raporu düzenlenmesi için görevlendirilen her bilirkişi için de Mahkemece bir ücret takdir edilir. Yine keşfe gidilecek aracın yakıt ücreti ve bekleme süreside tahmini şekilde hesaplanarak tarafa bildirilir.

Somut örnek üzerinden gitmek gerekirse 1 inşaat, 1 fen memuru ve 1 ziraat mühendisi bilirkişinin katılacağı keşif işleminde 1.274,90 keşif harcı, her bilirkişi için 1.000,00 TL ücret takdiri ve keşif aracı için 750 lira takdir edildiğini göz önüne alalım. Bu durumda bu keşif için tarafça 5.000,00 TL civarı bir bedelin dosyaya yatırılması gerekecektir.

Keşif Ücretini Kim Karşılar

Keşif giderleri HMK 323 uyarınca yargılama giderlerinden sayılmaktadır.  Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.

Yani kural olarak bir delile dayanan ve bu delil lehine olan tarafın keşif ücretini karşılaması gerekmektedir. Eğer davacı ve davalının her ikisi de keşif deliline dayanmışsa bu durumda kanuni hüküm gereğince keşif ücretinin taraflar arasında paylaştırılması gerekir. Ancak uygulamada Mahkemelerin bu hususu gözetmeden keşif ücretinin tümünü davacıdan talep ettiğine rastlamaktayız.  Aşağıda konuya ilişkin içtihat sunulmaktadır.

Mahkemece niteliği itibariyle delil avansı olan gider için verilen kesin sürenin sonuçları açıkça anlatılıp ihtar edilmeden, usulüne uygun kesin süre verildiğinden de bahsedilemeyeceği gibi, davalı yüklenici tarafından, davacı şirket yetkilisinin elinden sadır olduğu iddiasıyla sunulan belgedeki imzanın sahte olup olmadığı yönünde yapılacak olan bilirkişi incelemesinin davalı lehine olduğu anlaşılmasına rağmen bu delil avansından da davacının sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. T.C YARGITAY 6.Hukuk Dairesi Esas: 2021/ 996 Karar: 2021 / 1021 Karar Tarihi: 21.10.2021

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Email

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Makaleler

İçeriklerin izinsiz kopyalanması, paylaşılması yasaktır!