İLETİŞİM

Boşanma Davasında Hukuka Aykırı Deliller

Yazı İçeriği

Giriş

Dava açarak talepte bulunan kişilerin iddialarını destekleyecek delilleri dosyaya sunması zorunludur. Taraflar iddia ve savunmalarını destekleyecek delilleri dosyaya sunmadıklarında istedikleri sonuca ulaşamama riski altına girmektedir.

Hukuka aykırı deliller konusuna girmeden önce ispat yükü ve delil kavramına değinmek gerekmektedir. İspat yükü HMK m. 190 gereği bir vakıanın hukuki sonucundan hak çıkaracak kişinin o vakıayı ispatla yükümlü tutulması ve bu vakıanın ispat edilmemesi sonucu ortaya çıkan ispatsızlık riskinin ispat yükü kendisinde olan tarafın aleyhine sonuçlanmasını ifade eder[1].

 İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Yani ispat faaliyeti taraflar arasında ihtilaflı olan bir konuda gerçekleştirilir ve bu ihtilafın çözümü için delillere ihtiyaç vardır. Deliller çeşitli ayrımlara tabi tutulmuştur ancak yazımızın amacı ve hacmi gereğince bu noktalara değinilmeyecektir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde kullanılacak delillerin hukuka uygun olması zorunludur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın madde 38 düzenlemesi uyarınca “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” Konumuza ilişkin bir diğer hüküm olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun madde 189(2) hükmü uyarınca “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.”

Yani taraflar iddia ve savunmalarını ancak hukuka uygun delillerle ispat edebilecek ve ortaya koyabilecektir. Bunun dışında hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller dosya arasına girse dahi hâkim bu delili göz önüne alamayacaktır.

Hukuka Aykırı Delil Nedir?

Gerek Anayasa metninde gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu metninde hukuka aykırı delile temas edilmiş ancak hukuka aykırı delilin tanımı yapılmamıştır.

Hukuka aykırı delil bir hukuk sisteminde kamunun ya da bireylerin haklarının ihlal edilmesi ile, cebren, hile ile elde edilen veya elde edilişinde sair hukuksuzluk barındıran delildir.

Somut olarak ifade etmek gerekirse bir delil örneğin bir kişinin konut dokunulmazlığını ihlal ederek elde edildiyse ya da delil kişinin haberleşme hürriyeti ihlal edilerek elde edildiyse bu tür bir delil gerçekleri yansıtıyor olsa dahi yargılamada hükme esas alınmayacaktır. Gerçekten de bir suç işleyerek ya da haksız fiil icra ederek bilgi ve belgeye ulaşılmasında tabiri caizse hukuku dolanmak mevcuttur ve hukuk sistemi bu tür bir dolanma fiiline onay veremez.

Boşanma Davalarında Hukuka Aykırı Deliller

Boşanma davaları diğer özel hukuk yargılamalarından bazı farklarla ayrılmaktadır. Öncelikle boşanma davası bizzat kişilerin özel yaşamına ilişkindir. Bu davalarda kişilerin ev yaşamı, ekonomik ilişkileri ve cinsel yaşamı dosyaya yansımaktadır. Yine boşanma davalarında her türlü delille ispat mümkündür.

Evlenmeden önce iki yabancı olan eşler evlilikle birlikte adeta birbirlerinin en yakını konumuna gelmektedir. Bu kişiler yaşamı paylaşmakta, sırlarını birbirlerine vermektedir. Boşanma davasının açılması ile birlikte eşler arasında ciddi uyuşmazlıklar yaşanmakta ve kimi zaman eşler yaşananları ispat edebilmek amacıyla bizzat delil elde etmeye çabalamakta ve bu delil elde etme çabası eşlerin birbirlerinin telefonlarına casus program yerleştirme, eve kamera yerleştirme, araç içine ses kayıt cihazı yerleştirme hatta dedektif tutma gayretlerine dahi sebebiyet vermektedir.  

Bilindiği üzere ana kural kişilerin özel hayatının gizliliğidir. Ancak evlilikle birlikte eşlerin birbirlerine karşı duygusal, ekonomik ve cinsel sorumlulukları doğmakta ve bu kişiler bekâr kişilere nazaran sınırlama altına girmektedirler. Bu yüzden evlilik ile birlikte kişilerin girdiği en önemli sınırlamalardan birisi de sadakat yükümlülüğüdür.  

Yukarıda da aktardığımız üzere boşanma davaları bizatihi özel yaşamı ilgilendirmektedir. Eşlerin zina yapması, üçüncü kişiyle güven sarsıcı hareketler içerisine girmesi, eşinin olmadığı bir dönemde eve başka bir kişiyi alması, diğer eşe karşı tehdit ve hakaret içeren fiillerde bulunması gibi hareketleri kanıtlamak isteyen kişiler bazı durumlarda haklılığını ortaya koyabilme maksadı ile bizzat delil elde etmektedir.

Her yargılama gibi boşanma davası yargılamalarında da amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır. Ancak gerçeğe her ne pahasına olursa olsun ulaşmak hukuk devletleri açısından mümkün değildir. Aşağıda boşanma davasında hukuka aykırı deliller kavramı somutlaştırılmış, olay bazında örnek içtihatlar sunulmuştur.

Boşanma Davalarında Casus Program ile Ses Kaydı

Günümüzde iletişim büyük çoğunlukla cep telefonları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Hatta cep telefonları öyle sık kullanılmaktadır ki artık akraba görüşmeleri dahi mobil üzerinden yapılmakta ve insanlar günlerinin büyük kısmını telefon ile ilgilenerek geçirmektedir.

Aldatıldığından şüphe eden, eşinin güven sarsıcı davranışları olduğunu düşünen bazı kişiler eşlerinin cep telefonlarına konuşmaları kaydedici programlar yüklemekte, bu programların kaydettiği verileri boşanma davasında delil olarak dosyaya sunmaktadır. Bugün Yargıtay’ın istikrarlı görüşü diğer eşin telefonuna habersizce yüklenen casus programla yapılan kayıtların hukuka aykırı olacağı ve bu kayıtların yargılamada kullanılamayacağı üzerinedir. Gerçekten de eşi dahi olsa bir başka bireyin telefonuna ondan habersiz şekilde program yükleyip veri elde etmek açıkça hukuka aykırıdır. Aşağıda ilgili Yargıtay kararı sunulmaktadır:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-karşı davalı erkeğin eşinin telefonuna casus program yükleyerek ele geçirdiği ses kayıtları hukuka aykırı delil niteliğinde olup kusur belirlemesinde dikkate alınamaz T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2015/ 26918 Karar: 2017 / 6688 Karar Tarihi: 01.06.201

Sosyal Medya Paylaşımları ve Sosyal Medya Şifresinin Kırılması

Günümüzde sosyal medya uygulamaları pek çok kişi tarafından kullanılmaktadır. Kişiler günlük yaşantılarını ve özel anlarını Facebook, Twitter, İnstagram ve Tiktok gibi uygulamalarda paylaşmaktadır. Dava dosyasına sunulan sosyal medya paylaşımı eğer herkese açık, aleni bir paylaşım ise ya da delili kullanan eş o sırada kişinin sosyal medyasında ekli ise bu tür verilerin boşanma davasında kullanılmasında hukuka aykırı bir yön yoktur. Çünkü kişilerin yaptıkları paylaşımların aleyhlerine kullanılabileceğini öngörmesi ve buna göre dikkatli hareket etmesi gerekir.

Ancak eşin sosyal medya şifresinin ele geçirilmesi, hesabın çalınması ya da şifrenin kırılması yöntemi ile hesaba girilip hesaptan veri elde edilmesi durumunda bu veriler boşanma davasında delil olarak kullanılamayacaktır. Hatta verilerin bu şekilde elde edilmesi suç teşkil edecektir.

Ayrıca, sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların, ancak hesabın sahibi veya aynı paylaşım ortamında (facebook/WhatsApp) bulunan kişilerce delil olarak kullanımının mümkün olduğu düşünülebilecektir. Diğer bir anlatımla, sahte profil oluşturup paylaşımlarda bulunmak veya kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, muvafakatı ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak sunulması halinde, bunların 6100 Sayılı HMK’nun 189/2. maddesi kapsamında hukuka aykırı delil kabul edilmesi gerekir. T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2016/ 14742 Karar: 2017 / 2577 Karar Tarihi: 07.03.2017

Günlük Defteri Gizli Notlar ve Mektuplar

Eşlerin birbirlerine karşı yazmış olduğu mektuplar rızaen diğer tarafa teslim edildiğinden yargılamada delil olarak kullanılabilecektir. Ancak bir eşin başka bir kişiye yazdığı mektup diğer eş tarafından hukuka aykırı şekilde ele geçirildiyse bu mektup içeriğindeki veriler hukuka aykırı delil vasfı taşıyacaktır.

Eğer eş tarafından yazılan günlük ev içerisinde özellikle saklanmışsa ve diğer eş saklanan şeyi arayarak ortaya çıkardıysa yine günlük içeriğinde yazılı olanlar boşanma davalarında caiz delil olarak kullanılamaz. Ancak günlük çaba harcanmaksızın bulunabilecek bir yerde ise bu durumda günlüğün hukuka aykırı olarak ele geçirildiğinden bahsedilemez.

“öncelikli olarak özel hayatın gizliliğinin korunmasının esas olduğu; ancak somut olayın özelliğinin bu genel görüşten ayrılmayı gerektiren istisnalar içerdiği; kullanılan deliller çalınmış, tehdit ya da zorla elde edilmiş ise burada hukuka aykırılığın olacağı, hukuka aykırı yollardan elde edilmemiş delillerin ise yasak bir delil olarak değerlendirilemeyeceği; boşanma davasının zaten kişilerin özel yaşamını ilgilendiren bir dava olduğu ve kocanın eşi ile birlikte yaşadıkları mekanda ele geçirdiği eşine ait fotoğrafları, not defterini veya mektupları mahkemeye delil olarak verilmesi halinde, bu deliller hukuka aykırı yollardan elde edilmediğinden mahkemede delil olarak değerlendirileceği; aynı evde yaşayan kadının, kocanın bu delilleri ele geçirilebileceğini bilebilecek durumda olduğu, kocanın yatak odasındaki bir dolabın içinde ya da yatağın altında kadın tarafından saklanan bir not defterini ele geçirmesinin, bu mekan eşlerin müşterek yaşamlarını sürdürdükleri bir yer olduğundan kadın için gizli mekan kabul edilemeyeceği; hiç kimsenin evindeki bir mekanda bulduğu bir delili hukuka aykırı yollardan ele geçirmiş sayılamayacağı, özel hayatın gizli alanlarının, özel hayatın gizli alanını ilgilendiren delillerle ispat edilebileceği vurgulanarak davalıya ait günlük delil olarak kabul edilmiştir. T.C YARGITAY .Hukuk Genel Kurulu Esas: 2011/ 2-703 Karar: 2012 / 70 Karar Tarihi: 15.02.2012”

Kaydedilen Telefon Konuşması Hukuka Aykırı Delil Midir?

Bugünkü iletişimimizin büyük kısmı cep telefonları ile gerçekleşmektedir. Eğer telefon ile konuşmakta olduğunuz kişi size karşı bir suç işliyor ya da sair hukuka aykırı tavırda bulunuyor ve bu olayı başka türlü ispat etme imkânınız yok ise bu tür bir konuşmayı kaydetmek hukuka aykırı değildir. Dolayısıyla eğer eşiniz telefonda size hakaret ve tehdit ediyor, size iftira atıyor ya da zina yaptığını beyan ediyorsa bu tür bir konuşmanın kaydedilmesi ve dosyaya sunulması hukuka uygun olacaktır.

Olayı somutlaştırmak gerekirse, bazı durumlarda eşlerden biri diğerini ısrarla arayarak rahatsız etmekte, tehdit etmekte, hakaret etmektedir. Bu durumda hakaret ve tehdide maruz kalan eşin bu konuşmayı kayıt programı aracılığıyla kaydetmesi hukuka uygundur. Dolayısıyla hukuka uygun elde edilen bu delil yargılamada da kullanılabilecektir.

Ancak gerçekleşen telefon görüşmesinde hukuka aykırı bir eylemde bulunulmuyorsa ve siz sırf diğer tarafın size hakaret ve tehdit etmesi için yani delil elde etmek için konuşmanın diğer tarafını tahrik ediyorsanız bu durumda usulsüz yaratılmış bir delil söz konusu olacak ve bu tür bir bulgu boşanma davasında delil olarak kullanılamayacaktır. Aşağıda usulsüz delil yaratma durumuna ilişkin içtihat sunulmaktadır:

Mahkemece, hükme esas alınan CD, davalı kadının rızası dışında kaydedildiği gibi sırf boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla bir kurgu sonucu oluşturulmuştur. O halde bu şekilde oluşturulmakla usulsüz olarak yaratılmış bu delilin hükme esas alınması mümkün değildir. T.C YARGITAY .Hukuk Genel Kurulu Esas: 2011/ 2-703 Karar: 2012 / 70 Karar Tarihi: 15.02.2012

Yapılan incelemede, davalı erkeğe yüklenen hakaret ve tehdit vakıalarının, taraflar arasında geçen telefon konuşmasının kaydedilmesi suretiyle oluşturulan ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına dayandığı görülmüştür. HMK m. 189/2’ye göre, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Taraflar arasında geçen bir konuşmanın, davacı kadınca erkeğin bilgisi olmaksızın kayda alınması hukuka aykırı olduğundan, bu ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına da itibar edilemez. Bir ispat aracının Anayasa m. 36 anlamında “Meşru vasıta” olarak kabul edilebilmesi ve buna ispat gücü tanınabilmesi için, hukukun izin verdiği şekilde elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı yollardan elde edilen delillere veya bunların varlığına ilişkin tanık beyanlarına ispat gücü tanınması, hukuk usulünde geçerli olan silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Bu sebeplerle, davalı erkeğe yüklenen hakaret ve tehdit vakıaları, hukuka uygun delillerle inandırıcı şekilde ispat edilememiştir. Bir başka ifadeyle, gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin kusurlu bir davranışı ispatlanamamıştır. Açıklanan sebeplerle davacı kadının davasının reddi gerekirken, kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2019/ 377 Karar: 2019 / 7006 Karar Tarihi: 12.06.2019

Ses , Video Kaydı ve Fotoğraf

Diğer eşin izni olmaksızın, gizlice ses veya görüntü kaydeden bir tertibat ile elde edilen deliller hukuka aykırı delil sayılmaktadır. Boşanma davalarında eşler eve ya da araçlara ses kayıt cihazı yerleştirmekte, yine eve kamera yerleştirilerek delil elde edilmeye çalışmaktadır.

Kişinin evine ya da eşinin arabasına ses kayıt cihazı yerleştirmesi kural olarak hukuka aykırıdır. Bu tür bir fiil sonucu elde edilecek deliller yargılamada kullanılamayacak ve kayıt sistemini yerleştiren eşin hukuki ve cezai sorumluluğu doğacaktır.

Ancak bazı zamanlarda menfaatler dengesi gözetilerek ses ve video kaydı alınması hukuka uygun kabul edilebilir. Örneğin kişi eşinin çocuğunu dövdüğünden şüpheleniyor ve bu şüphe sebebiyle bu fiili ispat etmek amacıyla eve kamera yerleştirmişse yine kişi eşinin kendisini aldattığı kişi ile genelde arabasında vakit geçirdiğini biliyor ve bu durumu başka türlü kanıtlayamıyorsa yine kişi eşinin eve bir başka kişiyi alıp zina ettiğini biliyor ve bu durumu ispat etme amacı taşıyorsa delilin baştan hukuka aykırı olduğu söylenemeyecektir. Aşağıda konuya ilişkin çeşitli içtihatlar sunulmaktadır.

“Bir delilin elde edilişi, kişilerin Anayasa ile tanınmış hakların ihlali suretiyle gerçekleşmiş ise, onun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulü gerekeceğinde duraksama bulunmamaktadır. Delilin elde edilişinde hukuka uygunluk nedenleri varsa, o zaman kanuna aykırılık ortadan kalkar. Kuşkusuz Anayasaya göre; herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Anayasa m. 20/1) Ancak, evlilik birliğinde eşlerin, evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur. (TMK. m. 185/3) Eşlerden birinin, bu alana ilişkin özel yaşamı, evlilikle bir araya geldiği ve birlikte yaşadığı hayat arkadaşı olan diğer eşi de en az kendisinin ki kadar yakından ilgilendirir. O nedenle, evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşamı alanıdır. Bu alanla ilgili de eşlerin tek tek özel yaşamlarının değil bütün olarak aile yaşamının gizliliği ve dokunulmazlığı önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan evliliğin yasal yükümlülükler alanı, diğer eş için dokunulmaz değildir. Bu nedenle, eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının, birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekanı olan konutta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde bu suretle sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayan davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez ve hukuka aykırılık bulunduğu kabul olunamaz. Aksine, aile birliğine ilişkin ortak yaşanılan mekana davalının, meşru olmayan bir amaç için arkadaşlarını kabul etmesinde, aile hayatının gizliliğini ihlal söz konusudur. Bu bakımdan sözü edilen delilin elde edilişinde hukuka aykırılık bulunduğundan söz edilemez. O halde yapılan soruşturma ve toplanan delillerle; davalı-davacının; meşru olmayan bir amaç için karşı cins de dahil olmak üzere arkadaşlarını müşterek konuta aldığı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerçekleşmiştir. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı koca tarafından açılan boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır. T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2007/ 17220 Karar: 2008 / 13614 Karar Tarihi: 20.10.2008”

Bölge Adliye Mahkemesince; ortak eve ve davalı-karşı davacı erkeğin kullandığı otomobiline, davalı-karşı davacı erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edilen ses kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunun kabulü ile tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlarının belirlenmesinde dikkate alınmaması (HMK m. 189/2) doğru olup, davalı-karşı davacı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarını ispata yarar başkaca bir delil de bulunmamaktadır, T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 3024 Karar: 2018 / 13969 Karar Tarihi: 04.12.2018

“Davacı tarafça, davacının 28.09.2017 tarihli beyanından anlaşıldığı üzere, davalının haberi olmaksızın müşterek konutta cep telefonu ile kaydettiği seslere ilişkin CD sunulmuş ise de sunulan bu CD’nin, elde ediliş yöntemi ve şekli itibariyle hukuka aykırı delil olduğu ve bu nedenle hükme esas alınamayacağı” Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. Hukuk Dairesi Esas: 2018 / 1586 Karar: 2019 / 676 Karar Tarihi: 12.04.2019

“davalı erkeğe yüklenen hakaret ve tehdit vakıalarının, taraflar arasında geçen telefon konuşmasının kaydedilmesi suretiyle oluşturulan ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına dayandığı görülmüştür. HMK m. 189/2’ye göre, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Taraflar arasında geçen bir konuşmanın, davacı kadınca erkeğin bilgisi olmaksızın kayda alınması hukuka aykırı olduğundan, bu ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına da itibar edilemez. Bir ispat aracının Anayasa m. 36 anlamında Meşru vasıta olarak kabul edilebilmesi ve buna ispat gücü tanınabilmesi için, hukukun izin verdiği şekilde elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı yollardan elde edilen delillere veya bunların varlığına ilişkin tanık beyanlarına ispat gücü tanınması, hukuk usulünde geçerli olan silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Bu sebeplerle, davalı erkeğe yüklenen hakaret ve tehdit vakıaları, hukuka uygun delillerle inandırıcı şekilde ispat edilememiştir. Bir başka ifadeyle, gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin kusurlu bir davranışı ispatlanamamıştır.” (2. HD, 12.06.2019, 2019/377 E., 2019/7006 K.)

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davalı kadına yüklenen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış fiilinin ispatında kullanılan ve dedektif tarafından çekilen fotoğrafların hukuka aykırı delil niteliğinde olması sebebiyle kusur belirlemesinde esas alınamayacağı, T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2018/ 1268 Karar: 2019 / 3978 Karar Tarihi: 03.04.2019

Hukuka Aykırı Delil Hukuka Uygun Delil Kıstası

Bir delilin hukuka uygun olup olmadığı değerlendirirken tabiri caizse bir menfaat terazisinin kurulması gerekmektedir. Somut olarak açıklamak gerekirse örneğin önceki eşinden olan çocuğuna yapılan işkenceyi belgelemek için eve kamera yerleştirme olayını ele alalım. Normal şartlar altında kişinin eşinin haberi olmaksızın eve görüntü alma cihazı yerleştirmesi hukuka aykırıdır. Ancak burada kamera yerleştirme fiilinin amacı çocuğun yaşadığı ancak dillendiremediği gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Böyle bir durumda şiddet uygulayanın özel hayatının gizliliği hakkı ile çocuğun üstün yararı çatışmakta olduğundan çocuğun yararına ağırlık vermek gerekecek ve bu tür bir kamera kaydının hukuka uygun olduğundan bahsedilecektir.

Yine kamera yerleştirme olayı üzerinden örnek vermek gerekirse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun madde 185 düzenlemesi uyarınca “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Sadık olmak eşlerin en önemli ödevlerindedir. Bir eşin ortak konuta bir başka erkek ya da kadını getirerek cinsel ilişkiye girmesi ya da bu kişiyle evde duygusal şeyler yaşaması evlilik birliğinin yükümlülükleri açısından ağır bir ihlaldir. Diğer eş böyle bir ihlalden şüpheleniyor ve bu ihlali ortaya çıkarmak amacıyla kayıt yapıyorsa burada diğer eşin “özel hayatımın gizliliği ihlal edildi” savunmasına itibar edilemez. Çünkü eşlerin ayrı ayrı özel hayatının gizliliğinden öte aile hayatının gizliliği kavramı baskın durumdadır.

Bir delilin hukuka aykırı kabul edilip edilmemesinde kısaca en önemli kıstas menfaatler dengesidir. İhlal edilen haklar arasında yapılacak bir karşılaştırmada delil elde etmek isteyenin saik ve yararı üstün tutuluyorsa burada delilin hukuka aykırılığından da bahsedilemez.

Hukuka aykırı delil, boşanma davasında hukuka aykırı delil konularına ilişkin bu genel nitelikteki bilgilendirme yazısı Hatay Barosu Avukatlarından İskenderun Avukat Hüseyin KÜSKÜ tarafından hazırlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: İskenderun boşanma avukatı, boşanma davası, boşanma davasında delil, hukuka aykırı delil


[1] YAVAŞ, Murat, Medeni Yargılamanın Amacı Bağlamında İspat Yükü Kavramı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 21, Sayı 2, 2015, 741 – 762

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Email

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Makaleler

İçeriklerin izinsiz kopyalanması, paylaşılması yasaktır!